“Hocam, TÜBİTAK için nasıl bir proje yapabiliriz?”
Proje hazırlamaya karar veren öğrencilerin aklındaki ilk soru genellikle bu oluyor. Ardından başka sorular geliyor: Daha önce hiç yapılmamış bir şey mi bulmalıyız? Bir cihaz geliştirmemiz şart mı? Aklımızdaki fikir fazla mı basit?
Başlangıçta büyük bir buluş aramak insanı biraz yorabiliyor. Oysa araştırmaya değer bir soru bazen okulun koridorunda, evdeki eski bir defterde ya da her gün geçtiğimiz sokakta karşımıza çıkıyor. Mesele, o soruyu fark edip peşinden gidebilmek.
TÜBİTAK 2204-A ve 2204-B araştırma projeleri yarışmalarına hazırlanırken de işe buradan başlamak iyi bir yol: Neyi merak ediyorum ve bunu nasıl araştırabilirim?
2204-A ve 2204-B arasındaki fark nedir?
İsimleri birbirine benzediği için bu iki yarışma zaman zaman karıştırılıyor. Ayrım, öğrencilerin öğrenim düzeyinde:
| Yarışma | Kimlere yönelik? |
|---|---|
| TÜBİTAK 2204-A | Lise öğrencilerine |
| TÜBİTAK 2204-B | Ortaokul öğrencilerine |
Her iki yarışma da öğrencileri temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarında araştırma yapmaya teşvik ediyor. Dolayısıyla proje denildiğinde yalnızca robot, yazılım ya da laboratuvar deneyi düşünmek gerekmiyor. Sosyal bilimlerle ilgili bir merak da araştırmanın başlangıcı olabilir.
Proje konusu bulmak için çevrenize biraz daha dikkatli bakın
Boş bir sayfanın başına oturup “Özgün bir fikir bulmalıyım” diye beklemek pek kolay değil. Bunun yerine birkaç gün boyunca dikkatinizi çeken soruları not etmeyi deneyebilirsiniz.
Okul bahçesinde bazı alanlar neden daha sıcak? Mahallenizdeki eski sokak adları hangi değişimleri anlatıyor? Aile büyüklerinin sakladığı mektuplar, yazıldıkları dönemin gündelik hayatına dair neler söylüyor?
Bunlar hazır proje başlıkları değil; araştırma sorusuna dönüşebilecek başlangıçlar.
Örneğin “Mahallemizin tarihi” oldukça geniş bir konu. Nereden başlayacağınız, hangi belgeleri inceleyeceğiniz ve neyi ortaya koyacağınız belirsiz kalabilir. “Mahallemizdeki sokak adları 1980’den bugüne nasıl değişti?” sorusu ise çalışmanın sınırlarını çizmenize yardımcı olur. Eski haritalara, belediye kayıtlarına ve farklı dönemlere ait belgelere hangi amaçla bakacağınız daha anlaşılır hâle gelir.
Konuyu daraltmak, projeyi küçültmek değildir. Araştırmayı yapılabilir hâle getirir.
Bilgi toplamakla araştırma yapmak aynı şey mi?
Diyelim ki su tasarrufu üzerine çalışmak istiyorsunuz. İnternetten bilgiler topladınız, birkaç görsel buldunuz ve güzel bir sunum hazırladınız. Ortaya yararlı bir çalışma çıkabilir. Ancak araştırma projesi için bir adım daha atmanız gerekir: Topladığınız bilgilerle hangi soruya cevap arıyorsunuz?
Şöyle düşünebilirsiniz:
- Tam olarak neyi öğrenmek istiyorum?
- Bu soruyu cevaplamak için hangi verilere ihtiyacım var?
- Verileri nasıl toplayıp karşılaştıracağım?
- Elde ettiğim bilgiler hangi sonuca ulaşmama izin veriyor?
Deneysel bir çalışmada ölçüm yapabilirsiniz. Tarih araştırmasında belgeleri karşılaştırabilir, belgenin kim tarafından ve hangi koşullarda oluşturulduğunu inceleyebilirsiniz. Bir tasarım çalışmasında geliştirdiğiniz çözümü belirlediğiniz ölçütlerle sınayabilirsiniz.
Yöntem konuya göre değişir. Fakat okurun, vardığınız sonuca nasıl ulaştığınızı görebilmesi gerekir.

“Bu daha önce yapılmış” deyip hemen vazgeçmeyin
Konu araştırırken benzer çalışmalarla karşılaşabilirsiniz. Bu, fikrinizin değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, sizden önce nelerin denendiğini öğrenmek araştırmanızı daha sağlam kurmanıza yardımcı olur.
Burada kendinize karşı açık olmalısınız: Sizin çalışmanız hangi soruya farklı bir açıdan bakıyor? Önceki araştırmalarda kullanılmamış bir belgeye mi ulaştınız? Farklı koşullarda ölçüm mü yapacaksınız? Mevcut bir çözümün belirli bir eksikliğini mi inceleyeceksiniz?
Yalnızca başlığı ya da uygulama yerini değiştirmek, kendiliğinden özgünlük sağlamaz. Farkın araştırmanın içinde bir karşılığı olmalı.
Kaynak ararken TÜBİTAK rehberlerinin yanında DergiPark, TR Dizin, YÖK Ulusal Tez Merkezi ve üniversitelerin açık erişim arşivlerinden yararlanabilirsiniz. Bulduğunuz metnin sadece özetini okuyup karar vermeyin; yöntemine ve sınırlılıklarına da bakın. Bazen sizin için en yararlı bilgi, araştırmacının “Bu çalışmada inceleyemedik” dediği yerde bulunur.
Öğretmen yol gösterir, öğrenci araştırmayı sahiplenir
Danışmanlık sürecinde dengeyi korumak her zaman kolay olmuyor. Öğrenci zorlandığında işi hızlandırmak, cümlelerini düzeltmek, eksiklerini hemen tamamlamak istiyoruz. Fakat yardımın miktarı arttıkça öğrencinin kendi kararlarını verme alanı daralabiliyor.
Öğrenci, yaptığı işlemin nedenini açıklayabiliyor mu? Kullandığı kaynağı gerçekten okumuş mu? Beklemediği bir sonuçla karşılaşınca bunun üzerinde düşünmüş mü?
Bu sorular, süreci gözden geçirmek için iyi birer durak.
TÜBİTAK’ın 2204-A açıklamalarında da projelerin öğrencilerin özgün düşüncelerinden doğması, kendi bilgi ve becerileriyle şekillenmesi ve tamamlanmış olarak sunulması gerektiği belirtiliyor. Yalnızca fikir aşamasındaki ya da henüz devam eden çalışmalarla başvuru yapılmıyor.
Anket ve görüşme yapmadan önce izinleri kontrol edin
“Birkaç sınıfa anket uygularız” cümlesi kolay söyleniyor. Oysa veri toplamaya başlamadan önce araştırmanın izin ve katılım koşullarını planlamak gerekiyor.
TÜBİTAK’ın güncel açıklamalarında, MEB paydaşlarını kapsayan araştırmalar için araştırma uygulama iznine; katılımcılar için gönüllü katılım, 18 yaş altındaki öğrenciler için veli onamı belgelerine ilişkin koşullar bulunuyor. Çalışmanın kapsamına uygun gereklilikleri güncel çağrı ve rehber üzerinden kontrol etmek gerekiyor.
Bu nedenle önce anketi uygulayıp sonra belgeleri düşünmeyin. Sorularınızı, kimlere ulaşacağınızı ve hangi bilgileri neden toplayacağınızı araştırmanın başında belirleyin.
Proje raporunda gösterişli cümlelerden çok açıklık işe yarar
Rapor yazarken birdenbire gündelik dilimizden uzaklaşıp çok ağır cümleler kurabiliyoruz. Oysa iyi bir raporun anlaşılması gerekir.
“Çok başarılı sonuçlar elde edilmiştir” demek yerine neyin değiştiğini gösterin. Hangi ölçümün hangi koşulda yapıldığını yazın. Sonuç beklediğiniz gibi çıkmadıysa bunu saklamak yerine olası nedenlerini inceleyin.
Tarih projesinde de aynı özen geçerli. Bir kişinin hatırasında anlattığı olayla dönemin gazete haberi farklıysa bu farkı silmek zorunda değilsiniz. Kaynakların bakış açılarını, yazılma zamanlarını ve güvenilirliklerini tartışabilirsiniz. Bazen araştırmayı ilginç kılan tam da bu uyuşmazlıktır.
Başvuru tarihleri ne zaman?
1 Kasım 2026 itibarıyla TÜBİTAK’ın resmî sayfalarında yayımlanan 2027 yarışma dönemi takvimi şöyle:
| Yarışma | Başvuru başlangıcı | Son başvuru |
|---|---|---|
| 2204-A | 23 Eylül 2026 | 4 Ocak 2027, saat 17.30 |
| 2204-B | 21 Ekim 2026 | 10 Şubat 2027, saat 17.30 |
Başvurular TÜBİTAK Yönetim Bilgi Sistemi üzerinden alınıyor. 2204-B başvurusu danışman tarafından yapılıyor. Takvim ve belgelerde güncelleme olabileceğinden başvuru öncesinde ilgili yarışmanın resmî sayfasını yeniden kontrol edin.
İlk adım için bir defter yeter
Derece kazanmayı istemek çok doğal. Emek verdiğiniz bir çalışmanın karşılık bulması insanı mutlu eder. Yine de bütün süreci ödül beklentisiyle yürütmek, araştırmanın keyfini kaçırabilir.
Bugün küçük bir başlangıç yapın. Merak ettiğiniz üç soruyu yazın. Hangisini neden önemsediğinizi düşünün. Ardından o soruyla ilgili daha önce yapılmış bir çalışmayı okuyun.
İlk sorunuz zamanla değişebilir. Hatta topladığınız veriler sizi bambaşka bir yere götürebilir. Araştırmanın güzel taraflarından biri de bu: Başlarken cevabı bilmek zorunda değilsiniz.
Sizin çevrenizde, “Bunun nedenini araştırmak isterdim” dediğiniz ne var?




